admin   Haziran 4, 2018   Aile ve Bağımlılık   Paylaş: facebook twitter google+

Madde Kullanımını Aile Nasıl Anlar ?

3 sene önce

Uyuşturucu madde kullanan kişinin farkına varmak sanıldığı kadar kolay değildir. Madde kullanıldığından kuşkulanılan kişilerde gözlemlenen davranışlar doğru yorumlanmalıdır. Gözlemlenen davranış değişikliklerinin başka nedenlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı iyice araştırılmalıdır. Çünkü madde kullanan bir gencin gösterdiği davranışlarla ergenlik dönemine ait bazı davranışlar benzerlik göstermektedir. Bu nedenle kullanmadığı halde bazı belirtiler benziyor diye kişiyi boş yere suçlamak gençle ebeveyn arasındaki ilişkinin kopmasına neden olabilir.

Öyleyse Anne-Baba Çocuğunun Madde Kullandığını Nasıl Anlayabilir?

En kesin yöntem kan ve idrar testleridir. Ancak ebeveynin kuşku duyduğu gençten bunu istemesi aralarındaki güven duygusunu zedeleyebileceğinden uygun bir yöntem olmayabilir.

Madde kullanımını anlamada en önemli ölçüt aniden ortaya çıkan davranış değişiklikleridir. Madde kullanan genç öncelikle arkadaş grubunu değiştirir. Çünkü yeni arkadaş çevresinde maddeye daha iyi ulaşacak ve daha rahat kullanacaktır. Çocukların ne gibi arkadaş gruplarında yer aldığını bilmek, grupların davranışlarından haberdar olmak çok önemlidir. Çocuğun eski arkadaş grubundan uzaklaşarak okuldan kaçma, evden kaçma, şiddet uygulama, madde kullanma gibi riskli davranışlar sergileyen bir grupla arkadaşlık kurmaya başlaması, önceden kullanmadığı bazı sözcükleri kullanması ipucu niteliğindedir. Genç her zamankinden daha fazla asabi, endişeli, kaygılı ve sıkıntılıdır.

Maddeye ulaşan genç artık ailesinden yavaş yavaş uzaklaşmaya başlamıştır. Genç aileye karşı öfkeli ve saldırgan davranışlar içine girebilir. Evde daha az vakit geçirmeye özen gösterir. Evde bulunduğu zamanlarda odasında tek başına vakit geçirmeyi tercih eder. Budurum gencin madde kullanımının anlaşılmaması için bir açıdan kaçış olarak da düşünülebilir.

Genç her zamankinden daha fazla para harcamaya başladığı için ailesinden aldığı para yetmemeye başlar. Bu nedenle ebeveynle çatışma içine girer. Evden para çalma davranışı içine girebilir. Para maddeye ulaşmak için tek yoldur. Artık madde dışında her şey öneminiyitirmiştir.

Devamsızlığın artması ya da notların belirgin biçimde düşmesi ve okulu bırakma isteği de gencin madde kullanmaya başladığına dair ipucu olabilir. Aileden uzaklaşma, kendi kimliğini arama, bağımsız olma isteği, yeni arkadaşlar edinme, onlara verilen önemin artması ergenlik çağında da görülebilen özelliklerdir. Bu nedenle aile ergenlik dönemi özelliklerini iyi bilmeli, çocuğunda gözlemlediği davranışların madde kullanımından mı yoksa ergenlik döneminden mi kaynaklandığını ayırt etmelidir. Çünkü genci gereksiz kullanmadığı halde madde kullanımıyla suçlayıp etiketlemek aile ile genç arasındaki ilişkinin bozulmasına neden olabilmektedir. Dış görümüne olan özen her gün daha fazla azalmaya başlar. Aslında bu durum, madde kullanan bir gencin gösterdiği davranışla ergenlik dönemi davranışını ayırt etmede önemli bir noktadır. Çünkü ergenin en belirgin özelliği dış görünümüne aşırı özen göstermesidir. Ancak dış görünüşüne özen göstermeyen her genç madde kullanıyor anlamıtaşımamaktadır. Zira depresyonda da bu tür belirtiler gözlenebilmektedir.

Önceden dışadönük, enerjik olan genç içe kapanabilir, çabuk sinirlenebilir veya eskiden çok sakin olan genç madde alımıyla beraber taşkın davranışlar gösterebilir, ancak bu da ergenlik dönemi özellikleriyle karıştırılmamalıdır. Madde kullanan genç okulda öğretmen ve idarecilerle sorun yaşayabilir. Okulda yaşadığı tüm bu sorunlar onun için ciddi bir sorun olarak algılanmayabilir. Bu nedenle genç sorunu düzeltmek için çaba sarf etmez. Okul tarafından verilen uyarıları veya cezaları ailesinden saklayabilir. Ayrıca gencin okula devamsızlığından ailenin haberi yoktur.

Zamanının çoğunu madde kullanan arkadaşlarıyla geçirmeyi tercih eder. Bu gençlerde madde kullanımına bağlı fiziksel değişimlerde önemli ipucu

niteliğindedir. Madde kullanan kişilerin uyku düzenleri bozulduğundan günün farklı saatlerinde genelde uyumayı tercih ettikleri için geceleri uykusuzluk çekebilirler. Hafif uykulu, dalgın, unutkan, halsiz ve yorgun görünebilirler. Gözlerde kanlanma, yürüme ve konuşmada güçlük, ağızda kuruluk, burunda kızarıklık ve ıslak burun, bulantı, kusma, kilo kaybı, aşırı terleme, titreme gibi belirtiler gözlemlenebilir.

Gençte fiziksel bazı değişiklikler görülebilir. Eklemlerde ağrılar, kramplar, esneme, kaşıntı, tüylerin ürpermesi, vücudunda yara izleri, ciltte renk değişikliği, iltihaplı yara ya da enjektör izleri, morluklar görülebilir. Aile çocuğunun hem davranışlarını, hem fizikseldurumunu gözlemlemelidir.

Şüphelenme Süreci

Eğer genç, eski arkadaşlarını terk edip yeni ve çok sık beraber olduğu arkadaşlıklar kurduysa ve kim olduğundan ailesine bahsetmiyorsa, geceleri çok sık dışarı çıkıyorsa, eğlence yerlerine sık gitmeye başlamışsa, zamanının çoğunu ev dışında geçiriyorsa, etrafındaki kişilere karşı agresif ve sinirli davranıyorsa, sık sık para harcamaya ve istemeye başlamışsa, vücudunda sebebini açıklayamadığı morluklar varsa, kilo kaybı ve iştah sorunları yaşıyorsa, uyku düzenleri bozulduysa, ellerinde ve vücudunun değişik bölgelerinde daha önce rastlamadığımız titremeler ve kusmalar varsa madde kullanımından şüphelenilebilir.

Tüm bu şüphelenme sürecinde yapılacak en büyük hata kendini hazır hissetmeden çocukla konuşmaya başlamak olacaktır. Hazır olmadan konuşmak yarardan çok zarar getirebilir. Bu nedenle konuşma konusunda acele edilmemesi gerekir. Bu arada ebeveyn kendi duygularını yatıştırmalı konu hakkında gözlemlerini arttırarak bilgilerini sağlamlaştırmalıdır.

Konuşmak için ebeveyn dışında çocuğun ve ortamın da uygun olması önemlidir. Gencin konuşmayı kabul etmemesi durumunda üçüncü kişilerden(güvenilen aile büyüklerinden, uzman kişilerden) yardım alınabilir. Gençle konuşurken onu korkutmamaya ve utandırmamaya özen göstermeli ona destek ve yardımcı olmak istendiği anlatılmalıdır. Eğer inkâr ederse daha fazla ısrar edilmemelidir. Konuşmak isterse onu her zamandinlemeye hazır olunduğu belirtilmelidir.

Eyvah, çocuğum uyuşturucu kullanıyor!

Birçok ebeveyn için çocuğunun madde kullandığını öğrenmek büyük bir hayal kırıklığına yol açmaktadır. Aile adeta şok yaşamaktadır. Çocuğuyla ilgili büyük beklenti ve hayalleri olan, gelecek yaşantısında sağlıklı bir yetişkin olması beklentisi içine giren ebeveyn bu durumun varlığına başlangıçta inanmak istemez, inkâr eder. Neden biz? Bu günleri de mi görecektik? Bunu bize nasıl yaptın? sorularını sorar aile. Çocuğunun madde kullandığını çevresindeki kişilerden saklamaya çalışır. Çünkü bu durumdan utanç ve suçluluk duymaktadır. Çevredeki insanlar kim bilir ne yorum yapacaktır, onlara ne cevap verecektir aile? Öyle ki anne baba bu durumu diğer çocuklarından bile saklayabilirler. Tüm bu düşünceler anne babanın içindeki öfke ve kızgınlığı arttıracağından başlangıçta çocuğa yönelik tepkili yaklaşım gözlemlenebilmektedir. Eşler birbirlerini veya kendilerini suçlayabilirler, özellikle anne baba arasında çatışmalar olan ailelerde, parçalanmış veya boşanmış ailelerde çocuğun velayeti annede ise baba, anneyi çocuğu iyi yetiştirememekle, çok yüz vermekle veya çocuk babanın yanında kalıyorsa anne, babayı çocukla ilgilenmemekle, kötü örnek olmakla suçlayabilir.

Ebeveynler için çocuğunun madde kullandığını öğrenmek ciddi bir travmadır ve bazen bu durumu inkar edebilirler veya bir sorun olarak görmeyip kendiliğinden geçecek bir durum olduğunu düşünebilirler. Çünkü onlar için bunu kabullenmek çok zordur, kendi çocuklarına böyle bir durumu konduramazlar, bu tür yaşantıların hep başkalarının başına geleceğini düşünürler.

Ailede bir üyenin madde bağımlısı olduğu öğrenildiğinde aile tarafından bazı düzenlemeler yapılmaktadır. Genellikle bunu çevreden hatta diğer çocuklarından bile saklama eğilimi gösterirler. Çevre ve akrabalarıyla olan ilişkilerini en aza indirirler, hatta bazen durumun öğrenilmemesi için başka bir semte veya şehre taşınabilirler. Aslında bu durum, ailenin ve gencin korunması açısından olumludur.

Madde kullanımının çocuğun kendi çabalarıyla ortadan kalkacağına inanan aileler bir süre sonra bunun başarısızlıkla sonuçlandığını görür ve yardım alabilecekleri kurum ve kuruluşlara başvururlar.

Aile ne kadar çabuk kendini toparlar ve uzman kişilerden yardım alırsa ve çocuğu tedavi sürecinde yalnız bırakmaz ona destek olurlarsa tedavi o derecede başarılı olur. Çocuğunun madde kullandığını öğrenen aile kendini gözden geçirmeli, çocuğu maddeye iten aile içi nedenleri ortadan kaldırmaya çalışmalıdır. Madde bağımlılığı, aileyi her yönden etkileyen bir hastalıktır. Ailede bağımlı bir üyenin varlığı aileyi ekonomik ve sosyal yönden olumsuz olarak etkilemekte ailenin işlevlerini bozmaktadır. Etkiler aynı zamanda derin ve şiddetlidir. Bu etkilenme diğer kronik

hastalıklardan çok daha fazladır. Bağımlılığın aileye ve dolayısıyla topluma, diğer hastalıklarla karşılaştırıldığında, ağır yük getiren bir hastalık olduğu kabul edilmelidir.(Çakmak ve diğerleri, 1997, s. 79 )

admin Yazar Notu:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir